Tan Doğan: Yeni Bir Düşün / Felsefe Akımı - Veriselcilik X

Töz

                                                                           ↓

 Evren          

Yeryuvar

             ________________________Doğa______________________   

                         ↓                                  ↓                                 ↓                                    ↓

          Hayvan            Bitki            Cisim              İnsan

                         ↓                                  ↓                                 ↓                                    ↓ 

       Omurgalılar        Yosunlular         Saydam            Düşün

       Omurgasızlar        Çiçekliler        Yarı saydam          Duygu

            ...            Çiçeksizler      Saydam olmayan        Duyu

                              ...                ...                 ...

 

(Burada amaç, bir “bilimsel sınıflandırma” yapmak değil, “tüm varlık alanları”nın birbirini “birlikte yaratma/oluşturma” konumunu -“Veriselci Ağaç” diyebileceğimiz- “basit/yalın bir sıradüzen”de göstererek, ilintilerini irdelemektir.) 

“İnsan”ın “cisim alanı”yla, “bitki alanı”yla, “hayvan alanı”yla ilintisi denli, söz konusu “varlık alanları”nın da “insan”la ilintisi söz konusudur. “İnsan”ın “insan-doğa bağı/ilintisi”nin yanı sıra, “insan-yeryuvar”, “insan-evren” ve “insan-Töz bağı/ilintisi” de vardır. “Alt varlık alanları”nın “üst varlık alanları”yla ilintisi, “zaman” ve “uzam” kapsamında söz konusudur. (Maurice Merleau-Ponty, “bedenimiz gerçek olarak uzam içinde değildir, o, uzamın bedenidir” sözünü “insan-uzam bağı” bağlamında alırsak, bir “birliktelik konumu”nu imleyebiliriz.) “En üst alan” olan “Töz”ün “kuşatıcılık” konumuyla “alt alanlar”ın konumları, “saltık” değil, “saf/arı/yalın” bir “birlikte yaratma/oluşturma” konumundan başlayarak sürmüştür-sürmektedir. “Birliktelik konumu”nun “saltık eksik özgür”lükle “saltık eksik istenç”in iç içeliğiğden oluşan “ana/temel/ilk belirleyici yapı” olması, “evrensel kuşatıcılık”ta karşılık bulmaktadır. “İçsel/tinsel-özdeksel” olan “örtük/gizli anlaşma”nın “kendiliğindenlik” konumunun “önsel belirlenim”i -ya da “doğrudan/ilk elden/Tanrısal bir yaratma/oluşum”luğu- yoktur. Bu “anlaşma”nın “evrensel bir bilinircilik” konımu da söz konusu değildir. “Saltık eksik özgür istenç”in “evrensel-nedensel-ereksel”liği, “saltık yaratım-dışı”lıkta, “karşı-rastlantısal”lıkla gerçekleşen “Tözsel-evrensel-yeryuvarsal-doğasal-insansal yapı”da oluşmuştur. “Erek”, “birliktelik”tir. “Saf/arı” bir “birlikte yaratma/oluşturma”da hiçbir “varlık alanı”nın “saltık erk”liği,-“üst konum”luğa karşın- “üstünlük” -ya da “baskınlık”- konumu yoktur. (Soren Aabye Kierkegaard, “us azaldığı oranda kaygı da azalır” der. “İnsan”ın “saltık eksik verisel sığ/sınırlı us” iyesi olduğunu “bilme”si, hem -yine Kierkegaard'ın, “büyüklük şu ya da bu olmak değil, kendin olmaktır” sözünü anımsayarak- “doğaya baskınlık büyüklenmesi/ yücelenmesi” bağlamında “kaygı”sını ortadan kaldırır “veriselcilik” düşününce/felsefesince.) “Töz-insan” arasında oluşan “içsel/tinsel-özdeksel” örtüklük “önsel bir anlaşma”da değil, “eytişimsel bir kendilik”te kendini gösterir. Başka “varlık alanlar”nın katkısının, katılımının, belirleyiciliğinin, araya girmesinin, karışmasının söz konusu olamayışından, “saltık eksik özgür istenç” hem “Töz” için, hem de “insan” için söz konusudur. “Töz”ün “insan”a, “insan”ın “Töz”e verdiği “veriler” karşılıklı, örtük, gizli bir “bilgi” alanı içinde gerçekleştiğinden, söz konusu “veriler”, ancak “yaşam” içinde kendini “usun verileri”nde ve işlevlerinde gösterir ki, bu da “veriselcilik”tir. “Verilselci yapı” salt “us”da değil, “beyin”, “beden”, “duyu”, “duygu”, “duyum”, “davranış”, “tin”, “düşünce” benzeri “insana özgü alanlar”da kendini sergiler ki, “Töz-insan bağı”nın “örtük ve gizli yapı”sı, “insan alanlar”ının verili ipuçlarıyla, imleriyle kendini açımlar, sergiler, çözümlendirir. “Veriselcilik”te, “sığ/sınırlı us”uyla “insan”ın, “Töz”le arasındaki bağı açık-seçik ortaya koyması, “bilgelik”e (tüm “bilgi alanları”nın bilgisine iyelik oranına- koşut bir “erk”liği içermektedir. Burada bir “saltık bilgelik” olamaz, çünkü “insan”, “saltık özgür istenç” iyesi olamayıp,“sığ/sınırlı us iyesi”dir ki, bu da, “insan”ın ancak “saltık eksik bilgelik” konumunda doruklaşabilirliğini imler/işaret eder.

 

(5) “Veriselcilik” Düşünü / Felsefesi Bağlamında “İnsan”

(a) “Veriselcilik” Düşünü/ Felsefesi Bağlamında “İnsan”a Giriş

“İnsan”ın “kendini seçme saltık özgür istenci”ne iye olamaması, eşdeyişle “verililikler”le “Töz”ün, (“Issız yerlerde kendin için bir evren ol” dese de Albius Tibullus) “evren”in, “yeryuvar”ın, “doğa”nın verileriyle- belirlenip yaşam sürmesi, “kendini doğrudan/ilk elden yaratma” konumundan öte olmasından kaynaklanmaktadır. Tüm “varlık alanlar”ının “verisel”liği denli, “insan, verisel bir dirimdir.”

“İnsan”, “yeryuvar”a gelişinde “saltık özgür” değildir. “Saltık istenç” konumu olmadığından, “ussal bir dirim” olma konumunu da seçememiştir. Bunun için “us”u da “saltık” değil, “verililiğe dayalı bir us”, eşdeyişle “verisel bir us”tur. “Var olma konumu”nu belirleyemediğinden, “varlık alanı” bağlamında, varlığıyla ilintili/ilişkili olan her şeyi de belirlemesi söz konusu değildir. “Verisel bir beden”le “yeryuvar”da yer almıştır. Bedensel “özgür”lüğe iye olamaması, “beyinsel ve örgensel özgürlük” konumunun da “özgür-dışı” olması sonucunu doğurmaktadır. “Saltık özgür istenç”le “yaşamaya karar verme” konumunun olmaması, bu bağlamında bir “erk”liğinin de olmaması anlamına gelmektedir. “Kendini doğrudan yaratma”ya iye olamadığından, “saltık kendini yaratma” konumunu da oluşturamamıştır. “İnsan”ın tüm yapıp etmeleri, eylemeleri, bir şeyleri ortaya koyma çabaları, -üretmeleri, oluşturmaları, dışa vurmaları vb.- “saltıklık-dışı”dır. “Saltık eksik özgür istenç” iyesi olan “insan”ın, “sığ/sınırlı us iyesi” olması, “başlangıç konumu”nu belirleme “erkliğine iye olamaması”ndandır. “Evren”de bir “saltık Töz”ün olmaması (bu konum “Töz” -saltık eksik Töz”- için de geçerli-, “insan”ın da “kendini yaratan/oluşturan” bir “saltık Töz” olamaması sonucuna doğurmaktadır. “İnsan”ın “eksik bir dirim” olması da, bundandır. Bu “eksik”liği, kendinde bulunan her şey için geçerlidir. Eşdeyişle, (Carus'un, “bütün bunların hiç ilişkisi yok bizimle. / Çünkü biz tinle beden bir aradayken varız” dizelerini anımsayarak) “tin”, “beden”, “beyin”, “duyu”, “duygu”, “duyum”, “davranış”, “düşünce” benzeri “insana özgü alanlar”, hep “eksik”tir. “İnsan”ın “kendini var kılma iyesi” olamaması, “yeryuvar”da ve “doğa”da oluşturduğu -“varoluşsal süreç” de bunun içinde- her şeyin “eksikliğince var”dır. Bu “eksiklik”, “saltık eksiklik”tir. Eşdeyişle “insan”, “saltık eksik-verili sığ/sınırlı us iyesi”dir. “Kendini yaratma” konumu olmadığından, “yeryuvar”da ve “doğa”da “saltık” yarattığı bir şey yoktur. “Düşün/felsefe”, “sanat”, “bilim”, “yazın”, “düşüngü” benzeri “yaratılar”ı, “saltık yaratılar” değil, -“tinsel, düşünsel, duygusal, özdeksel benzeri- “saltık eksik yaratılar”dır. Dahası, “insan”ın “Töz” ve diğer “varlık alanları”yla bağını/ilintisini/ilişkisini göremeden, bunu anlayamadan ve dilleyemeden, “insan”ın “insan”a “saltık yaratıcı” konumunu yakıştırması, “eksikliğin yoğunluğu ya da doruğu”ndan başka bir şey değildir ki, bu da “insan”ın ne denli “sığ/sınırlı us varlığı” olduğunun “gösterge”sidir. (Marcel Mauss'a göre “anlam/mana”, “hem bir ad, hem bir nitem/sıfat, hem bir fiil”dir. “İnsan”ın “Töz” ve diğer “varlık alanları”nı adsal, nitemsel ve fiilsel -ya da eylemsel- olarak “anlam”landıramaması, anlayamaması da, “sığ/sınırlı us varlığı” olmasından başka bir şey değildir.) Bu bağlamda -yine basit/yalın bir bir benzerlik olarak, “Porphyrios Ağacı” sıradüzeninden yararlanarak- “insan”ın “alt alanları”nı -“bilimsel sınıflandırma” yapmaksızın -“basit/yalın bir sıradüzen”de göstermek olası. (Açıklamak gerekir ki, aşağıdaki çizem/şema, “veriselcilik” düşünü/felsefesi bağlamında, “insan”ın “verisel” konumunu açımlama amacına yardımcı olmak adına oluşturulmuştur. “İnsan”ın “saltık eksik verisel sığ/sınırlı us iyesi” olduğunu, “alt alanları”nı ortaya koyarak, onların da “verisel alanlar” olduklarını ortaya çıkararak, “veriselcilik” düşününün/felsefesinin “insan boyutu”nu -“Veriselci Ağaç”ın “insan dalı” benzetmesince- açımlayacağız ardından.                                                                                                             

İnsan

                                                                                ↓

            ______________________ Beden/Gövde_________________________          

                        ↓                                                       ↓                                                             ↓

     _____Beyin_____          _______Organlar______                 Ten/Deri

         ↓                              ↓               ↓                                          ↓                                       ↓ 

  Düşünce         Duygu   Dış/Duyu Organları   İç Organlar            Dış deri

     ↓                ↓             ↓                     ↓                 İç deri                                                                         

  Düşün/Felsefe    Sanat         Göz                Kalp                 ...

     Bilim          │         Kulak              Dalak

 Düşüngü/İdeoloji    │            ...                  ...           

       ...          _│_________________________________________________

            Dil                                          ↓                                                     ↓  

           Plastik Sanatlar        Ritim Sanatları            Fonetik Sanatlar

               (Görsel Sanatlar)       (İşitsel ve Görsel Sanatlar)    (İşitsel Sanatlar)

 

                   Resim                 Sinema            Müzik, Yazın/Edebiyat

                   Heykel                            Tiyatro                  (Şiir ve Söz Sanatları)

                   Grafik                 Dans                      ...

                       Özgün Baskı               Bale

                  Animasyon                ...

                   Seramik

                Seramik-Cam

                   Mimari

                     ...                       

“Veriselci Ağaç”ın “insan dalı” benzetmesinde yer alan “alt varlık alanları”ndan biri olarak “duygu”yu ele alalım örnek olarak. “Duygu”yu, duymak eylemi; “insan”ın algıladıklarını değerlendirerek edindiği tutum; belirli nesne, olay ya da kişilerin, bireyin iç yeryuvarında/dünyasında uyandırdığı izlenimler, etkiler, tepkiler, yankı; önceden sezebilme yetisi/özsezi; törebilimsel/etik, güzelduyusal/estetik değerlendirme yetisi; duyularla algılama; karışık tasarım; bulanık, karanlık düşünme ve duyma; kişiye özgü bir tinsel devinimlilik; coşkuların/heyecanların kaynağından beslenen karmaşık tin/ruh durumu diye tanımlamak olası. “Duygu varlığı” olarak “insan”dan söz açıldığında, “duygu”nun “alt varlık alanı” olarak (“insansal duygu -ya da “duygulanım”- çeşitleri”nden) “sanat” karşımıza çıkmakta. “Sanat”ıysa, (Yunanca “tekne”, Latince “ars, İngilizce ve Fransızca “art”), ereği bir şey ortaya koyma, yaratma olan, doğru bir tasara/plana göre yöneltilmiş davranış; bir şeyi kendi iç yasalarına göre özgürce biçimlendirme yeteneği; gerçekleştirmek için ortaya konulan özel etkinlik alanlarının her biri; sanatçının, anlatmak istediği şeyi, biçim verme yöntemiyle gerçekleştirme çabası; duygunun, tasarımın, güzelliğin dışavurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü (Philippe Sollers'a göre “ayrıksılık/kuraldışılık, sanatta kuraldır”); üstün yaratıcılık; “insan”la nesnel gerçeklik arasındaki güzelduyusal ilişki; “insan”ın yarattığı yapıtlarla kendisini yüceltme ve ölümsüzleştirme yeteneği diye tanımlamak olası. “Veriselci Ağaç”ın “sıradüzen”i doğrultusunda “en üst varlık alanı” olarak “Töz”den başlayıp, “alt alanlar sıralaması”“evren”, “yeryuvar”, “doğa”, “insan” derken, “insan”ın “alt varlık alanı” olan “beden”e, “beden”in “alt varlık alanı” olan “beyin”e, “beyin”in “alt varlık alanı” olan “duygu”ya ve oradan da “duygu”nun “alt varlık alanı” olan “sanat”a ulaştık. Ulaştığımız imdem yukarı doğru çıkacak olursak, “sanat”ın “duygu”yla ilintisi denli, “organlar”la -özellikle de “duyu organları”yla-, “düşünce”yle -özellikle de “düşün”le/“felsefe”yle-, “beyin”le, “beden”le, doğal olarak -“alt varlık alanı” olarak, ilinti kurduğu “üst varlık alanı” olan- “insan”la, oradan “doğa”yla, “yeryuvar”la, “evren”le ve “en üst varlık alanı” olarak adlandırabileceğimiz “Töz”le ilintisi söz konusudur. Bu arada “sanat”ın, -“bilim”, “düşüngü” ya da “göz”, “kulak” benzeri- “yan alanlar”la da ilintili olduğunu vurgulamak gerekir. “Tüm varlık alanları”nın birbirini “birlikte yaratma/oluşturma” konumdan söz açılmıştı. [Bu bağlamda, Fernand Braudel'in şu sözlerini anımsamalı: “Bilim, uygulayımbilim, politik kurumlar, düşünce değişiklikleri, uygarlıklar (hadi bu yararlı sözcüğe başvuralım), hepsi kendi yaşam ve büyüme tartımlarına/ritimlerine iyedir ve kestirimlerin/konjöktürlerin yeni tarihsel ancak tüm bunlardan bütünlüklü bir orkestra oluşturulduğu zaman tamamlanmış olacaktır.”] Hiçbirinin bir “öceliği” ya da “önsellik” konumunun olmadığı vurgulanmıştı. “En üst alan” olan “Töz”ün “kuşatıcılık” konumuyla, “alt alanlar”ın ve “alt alanların alt alanları”nın konumlarının “zincirleme” ya da “ardışık” olarak var olmuşluğu apaaçık -açık seçik- dile getirilmişti. “Saltık eksik verili” konumuyla “Töz”ün, “tüm alanların bilgisi”ne iye olmasının, onun “en üst alan” olarak belirlenmesinin/tanımlanmasının/adlandırılmasının nedeni olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştu. “Alt alanlar”ın, kendi altında bulunan “alanlar”ın “bilgi”sine iyeliği imlenmişti. “Alt alanlar”ın “üst alanlar”ını kuşatamamasının ya da onlar denli “kuşatıcı” olamamasının, “eksik bilgi iyesi” olduklarını gösterdiği belirtilmişti. Her alanın her alanla “bilgi iyeliği ilintisi” söz konusu olduğu ya da “en alt alan”ın “en üst alan”la ilintisi bulunsa da, ne “en alt alan”%C

31/03/2026
11