Pelin Erkan: Birlikte On Yılbaşı – Umarım İyisindir!

Aralık ayında MUBI’de yayına giren Birlikte On Yılbaşı (orijinal adıyla The New Years / Los Años) İspanya yapımı bir mini dizi. Hikâye, Madrid’de 31 Aralık gecesi başlayan bir karşılaşma üzerinden Ana ve Óscar isimli iki karakterin 10 yıl boyunca her yılbaşı gecesinde tekrar kesişen hayatlarını anlatıyor. Dizinin yönetmeni César Ödüllü sinemacı Rodrigo Sorogoyen ve başrollerde Iria del Río ve Francesco Carril rol alıyor. Dizi 81. Venedik Film Festivali’nde gösterildi, uluslararası festivallerde de ilgi gördü.

Birlikte On Yılbaşı, izleyicisini büyük dramatik anlara değil, zamanın yavaş ama inatçı dönüşümüne davet eden nadir işlerden biri. Benim hayatıma da tam böyle, sessizce sızdı. İlk bölümde, romantik aşk dizilerinde alışık olduğum o yüksek sesli, büyük harfli tutku cümlelerini, ani aşk ilanlarını nafile aradım. Hatta yer yer metnin beni dışarı ittiğini hissettim; sanki diziyle aramda ince bir mesafe vardı ve ben içine tam olarak giremiyordum.

Ama zaman... İnsanın mazi denizinde anılar biriktikçe, o mesafe yavaş yavaş erimeye başladı. Bölümler ilerledikçe, yıllar biriktikçe, söylenmeyenler ve ertelenenler üst üste geldikçe dizi beni içine aldı, sardı sarmaladı. İzlediğim şey bir aşktı evet ama ondan daha çok zamanın iki insan üzerindeki sabırlı çalışmasıydı sanki.

Bu yüzden Birlikte On Yılbaşı, büyük kırılmalar, yüksek sesli aşk itirafları, ezber cümleler bekleyenler için hayal kırıklığı yaratabilir. Dizi, on yıla yayılan bir aşk hikâyesi anlatıyor gibi görünse de aslında bir büyüme ve dönüşüm hikayesi. Yirmili yaşların sonundaki o aceleci, biraz savruk halden; otuzlu yaşlarda gelen sorgulamalara, otuzların sonuna doğru ise insanın kendini daha iyi tanıdığı, kabullendiği, hayata karşı tuhaf bir sakinlik geliştirdiği o eşiğe uzanan bir yolculuk.

Oscar ve Ana 31 Ocak 2025 tarihinde tanışıyorlar, bir yılbaşı gecesini birlikte geçiriyorlar. Oscar 31 Ocak doğumlu iken Ana tesadüf bu ya yeni yılın ilk bebeklerinden, yani 1 Ocak doğumlu. Oscar daha sakin, temkinli, içe dönük, risk sevmeyen, rutinlere, düzenlere tutunan biri iken, Ana yeniliklere açık, maceraperest, risk alabilen cesur bir karakter. Ana, başlangıçların heyecanını temsil ederken Oscar sonların melankolisi gibi duruyor. On bölümlük yapısı, her bölümün yalnızca bir yılbaşı gecesinde geçmesi, diziyi benzerlerinden ayrıştırıyor. Tek bir güne ve geceye odaklanarak, Oscar ve Ana’nın hayatında olanları ya da olmayanları gönülden anlıyorsunuz. 30’lu yaşların başında kalabalıklarla, arkadaşlarla partileyerek kutlanan yılbaşı geceleri zaman ilerledikçe aile birlikteliklerine, sessiz sedasız küçük toplaşmalara hatta yalnız kutlamalara dönüşüyor.

Dizinin her yıl 31 Aralık-1 Ocak tarihinde geçmesi bir tekrar hissi yaratıyor. Büyük kararlar erteleniyor, cümleler yarım kalıyor, bazı tartışmalar yıllar sonra aynı yerden tekrar açılıyor. Dizi, tam da bu tekrar hissi üzerinden çalışıyor. Tekrar eden tarih, izleyicide bir arşiv duygusu yaratıyor. Önceki yılları hatırlıyorsunuz; karakterlerin değil, ilişkinin yaş aldığını, birbirlerinden uzak düşseler de sevginin, dostluğun, orada öylece durduğunu fark ediyorsunuz. İçinizi hüzünlü ama sıcacık bir his kaplıyor.

Romantizm meselesine gelirsek dizi bu açıdan son derece ketum. Büyük aşk ilanları, yüksek sesli yüzleşmeler ya da kaderi bir gecede değiştiren olaylar yok. Bunun yerine, birlikte yaşlanmanın küçük ama sinsi anları var: Bir bakıştaki mesafe, aynı şakanın artık komik gelmemesi, bir zamanlar heyecan verici olan şeyin yorucu hale gelişi. Dizi bu yönüyle “romantik” olmaktan çok dürüst. İki ana karakter arasındaki ilişki, iyi–kötü gibi net kutuplara oturmuyor. Kimse açıkça suçlu değil, kimse tamamen haklı da değil. Asıl mesele, iki insanın aynı hayatın içinde farklı hızlarda değişmesi. Birinin büyüme dediğine diğeri vazgeçiş diyebiliyor. Dizi bu farkı dramatize etmiyor; yargılamıyor da. Sadece kaydediyor. Bu da anlatıya belgeselvari bir dürüstlük katıyor.

Dikkat Spoiler İçerir!

Biçimsel olarak dizi oldukça sade; göze sokulan bir yönetmenlik şovu yok. Buna rağmen akılda kalan sahne sayısı çok fazla. Spoiler olacak ama Berlin’de geçirilen gecenin ardından takside yaşanan o kavga ve yüzleşme sahnesi bence dizinin en çarpıcı anlarından biri. Muhtemelen izleyenlerin çoğunun hafızasına kazınmıştır. Ana’nın ilişkinin içinde sıkışıp kalmış hali, kameranın araçtan yavaş yavaş çekilmesiyle çok güçlü bir şekilde hissettiriliyor.

Bir de elbette, tek plan halinde çekilmiş final bölümü var; diziye gerçekten yakışan, nefis bir kapanış. Ana’nın Oscar’a çocuğunun olduğunu söylediği an, Oscar’ın yüzündeki o sahte mutluluğu, hemen ardından çöken hüznü, öfkeyi kelimelere gerek kalmadan, sadece gözlerinden okuyabiliyorsunuz.

Birlikte On Yılbaşı herkesi yakalayacak bir dizi değil. Sabır istiyor, beklentiyi düşürmeyi istiyor. Bitince aklımızda kalan tanıdık bir his oluyor: “Evet, ilişkiler galiba gerçekten de böyle bir şey.”

01/04/2026
7