Neslihan Yiğitler: Neslinin Bahçesi - Bunun Aşkla Ne İlgisi Var?

İnsan taşlaşır biliyor musunuz? Bazen katılaşır, tutulur, öylece kalır. Şaşırdığında, kandırıldığını anladığında, yanıt veremediğinde, korktuğunda, güçsüz olduğunda, çocuksa, büyükse, kadınsa, erkekse bazen mutluyken bile mutluluk kursağında kalır, taşlaşır. Bir yerlerde birileri yüzünden kalbiniz oyuluyorsa taşlaşırsınız.

Konstantin Dragases Palaiologos (Havalı olsun diye uzun ismini yazdım), Bizans’ın son imparatoru. Tarih boyunca Bizans’ın kurucu imparatorunun ismiyle sonuncusunun isminin aynı olmasını kadere bağlayanlar olmuş ama ben pek konduramadım. Konstantin ismi ecnebide bizdeki Ahmet ise misal, kaderin bununla ne ilgisi var? (Whats love got to do with it- oysa her şeyin aşkla derinden ilgisi var) Uzatmayayım, hakkında çok az şey bildiğimiz hükümdarın, savaş sanatlarında (bence savaş denen korkunç eylemin sanatla herhangi bir ilgisi yoktur), binicilikte, avcılıkta başarılı olduğu, cesur ve maceracı olduğu biliniyormuş. Sultan Mehmet, İstanbul kuşatması sırasında Konstantin’e eğer şehri verirse hayatını bağışlayacağını, kendisine vilayet verileceğini, varlık içinde yaşamını sürdürmesini teklif etmiş. Konstantin, şehrin düşeceği belli olmasına karşın, koskoca bir ordu karşısında bir avuç asker olarak kalmalarına karşın teklifi reddetmiş. Kaçmak yerine, direnerek ölmeyi tercih etmiş. Fetih sırasında hayatta kalan bazı askerlerinin gemilere binip kaçmasına yardım etmiş. Boşuna savaştığını bilmiş ama kurtardığı hayatlara odaklı savaşarak ölmüş. Biliyor musunuz? İmparator Konstantin’in, İstanbul surlarının altında taşlaşarak katılaştığını, zamanı gelince dirilerek şehri geri alacağını hikâyeleştirenler olmuş.

Bazen kutsal şeyler hissederken taşlaşır insan. Tıpkı Konstantin gibi işinizi yaparken taşlaşırsınız. İş yerinde koşarken, ayaklarınız koşmaktan acırken çabanızı hiçe sayanları fark ederseniz taş kesilirsiniz. Sizin koşmanız, çok çabalamanız yaşamın tadını çıkardığınızın, her anı duyumsayarak yaşamaya çalışmanızın göstergesidir. Onlara bu tadı anlatamayınca taşlaşırsınız. Sizinle içten içe hatta belki birbirlerine göstere göstere dalga geçerlerken bilirsiniz, ‘anlamdan uzak yaşayanlar her mikro saniye’ (böyle bir zaman birimi var mı ki? Yoksa da uydurdum) cesurlar ise bir kere ölürler, ama ne güzel ölürler!

Bu ayki yazımda hepimizin, savaşta, barışta ve aşkta Konstantin gibi yaşamasını, varsa bizim gibi Konstantince düşünenler, onlara da ilham olmasını diledim. Mayıs’ta hayatın tadını daha fazla çıkarmış olarak görüşmek, çoğalmak dileğiyle.

04/04/2026
82