Metin Çalışkan: Kaptan Kurmaca - Duraklar, Sınırlar ve Diğer Şeyler
Kaptan’dan selamlar...
Kurmaca ile gerçeklik arasındaki duraklarda, sınırlarda takılmak pek hoş. Şimdilik, geçici olarak ikamet ediyorum; belki bir gün kalıcı oturum izni alabilirim. Hiç belli olmaz.
*
Bir haber vereyim:
Necdet K. Roman Ödülü Açıklandı
Necdet K. tarafından düzenlenen Necdet K. Roman Ödülü’nün kazananı açıklandı. Jürisinde sadece Necdet K.’nın bulunduğu roman ödülü, Necdet K.’nın Kendini Çarpmaz Asla Bir Vatoz isimli eserine verildi.
Jürinin ödül gerekçesiyse söyle: Hiçbir kurgu tercihinin bilinçli yapılmadığı izlenimi yaratmadaki ustalığı, bir vatozun tüm anatomik yapısını edebiyat tarihiyle birleştirmesi ve eleştirmenler (varsa) tarafından asla takdir edilmeyeceğinin kesinliği nedeniyle ödülü Necdet K.’nın Kendini Çarpmaz Asla Bir Vatoz romanına vermeyi oy birliğiyle uygun bulduk. Yazarımızı kutlarız.
(Not: Edebiyatçı geçinenlerin kimi palyaçodaşların, yazarımızın soyismindeki K. harfiyle ilgili bilgi edinmek adına dedektif tuttukları malumumuz. Yazarımız ödül ve soyadı konusunda şu açıklamayı yaptı: “KUDURUN!”)
*
Trenden iner inmez onu görürdünüz. Biraz hırpaniydi, boş tezgâhının arkasında dururdu daima. Kartonunda ‘ihtiyacınız olan her şey’ yazardı; hakikaten işinin ehliydi. Söylentiye göre umutsuz bir konuyla ilgili şeytanla anlaşmış fakat durum beklediği gibi olmamış. (Umutsuz konunun ne olduğu kimin umurunda! Dünyada sayısız örneği mevcut.) Tabii bu sadece bir söylenti ve bana güvenemezsiniz öyle değil mi? Peki bunları neden anlatıyorum? Çünkü şimdiye dek işe gelmediği hiç olmamıştı. O müşteriden sonra bir parça sarsıldı, kabul ediyorum. Hani şiirini eksiltmek için bir kelimeye ihtiyaç duyduğunu söyleyen o müşteriden sonra. Yine de ne olursa olsun bunu yapamaz, yani hakikaten yapamaz, cezası büyük olur. İşi bir gün bile aksatmak kurallara aykırı. Onu elime geçirdiğimde cehennem azabı neymiş görecek!
*
Bir iki gün önce sayın Necla Akdeniz’in söyleşisine katıldım. Leyli Sanat Derneği’nin düzenlediği harika bir akşamdı. Queer edebiyatın ustalarından biri Akdeniz. Dergimize yazdığı için de çok mutlu olduğum bir isim. Söyleşisiyle ufuk açtı. Yazı üzerine düşünmediğim birçok noktayı düşünmeme vesile oldu. Şunu ise yeniden idrak ettim: Yazmak bazen ani parıltılı anlarla, bilinçdışından gelenlerle ilişkili durmasına karşın, aslında sürekli bir bilinç hali gerektiriyor. Ne yapmak istediğimizi, en iyi şekilde nasıl yapacağımızı, yazarlığımızı, yazarlık amacımızı düşünmek. Gerisi, hikâyeler.
Akdeniz'in Kaotika ile En Eski Oda kitaplarını edinip imzalattım. Şahane akşamdan yanıma kâr kaldı yani.
Edebiyatın büyülerinden, güzelliklerinden birini; birleştirici gücünü yaşamak harika. Yoksa onca saçma sapan dalaşın yaşandığı, milletin birbirini aşağı çektiği, motivasyonda zorlandığımız bir alanda devam etmek imkânsızlaşır.
(Necla Akdeniz'i ve Leyli Sanat Derneği'ni kesinlikle takipte kalınız. Muhtemelen bana teşekkür edeceksiniz :) )
