Gizem Pınar Karaboğa: Rüzgârlı Köşe - Flanöz

Adam ellerini arkasında, bel hizasında birleştirmiş öylece yürüyordu. Duralayıp vitrinlere bakıyor, yeniden uzun adımlı yürüyüşüne geri dönüyordu. Benim kollarım bedenimin iki yanında salınır ya da ellerimi ceplerime kaçırırlar. Olsa olsa, mahcubiyetten önümde birleşirler de bunu çok bilmişler kibire yorarlar. Avarelik bu ya, ben de onun gibi yapmak istedim. Omuz başlarım geriye yuvarlandılar, göğüs kafesimin parmaklıkları esnedi, açıldı. Ellerim birbirleriyle sırtımda kavuştuklarında şendiler, arkamdan iş çeviriyor gibi muziptiler. Belimi kavramak gibiydi; kendimle sevgili olmuşum da bir cumartesi sinemaya gidiyormuşuz sanki…

Adam yavaş yürüyordu, öyleyse ben de hepten yavaşlattım adımlarımı. Caddedeki her hareketi görüyordum şimdi. Rüzgâr mı çıktı, bir ağaca mı dadandı, dalından bir iki yaprak mı aşırdı her şeyi görüyordum. Bir an sanki tüm vicdan yükümü de sırtlayıp götürmüştü rüzgâr. “Sen burada yaşamın keyfini çıkarırken sürgünde, hapiste yazarlar, gazeteciler, düşüncesi suçlu bulunanlar...”

Ben şimdi flanöz gibi bir şey oldum yani, diye geçirdim içimden. Bir şey olma hazzı: lokum dişler gibi, içerimin boşluğunda uzuuunca sünen kekremsi neşe. Sersem sepelek, damağımda renklerle, ışıkla, müzikle kavrulmaya başlayan sözcüklerle, başımda arada bulutlanan mavi kepimle öylece yürüyorum. Ama nedense insanlar bana bakıyorlar. İzleniyorum. Asfalta saplanmış, kapalı duran bir şemsiyeye bakar gibi bakıyorlar bana. Sanki şeklimi, işlevimi kaybetmişim gibi. Yavaş yürümem de birilerini kızdırdı; yanımdan bana alayla karışıp öfkeyle bakıp gittiler. Kollarımı almadım yanıma; arkamda duracaklar! Hızlanmadım da. Ritmini, duruşunu koruyarak eve kadar dayan Gizem, dedim. Bunu fark edince de boğazımda lokum yumrusu. Tüm o sözcükler, renk, ışık, müzik filan, bulamaç.

Maltepe alt geçidine vardım sonunda. Kollarımı arkamda sımsıkı düğümlemiş olmalıyım ki uyuşmuşlar. O el ele sevgililik de bitmiş, birbirini hırsla tutup yaşamdan koparmaya dönüşmüş. Merdivenlere yöneliyordum ki köşe başında duran iki polis beni çevirdi. Kimlik sordular. İlk kez oluyordu bu. “Neden?” dedim, “genel kontrol” dediler. Kimlik numaramı söyledim, uzun uzun ellerindeki ekrana ve bana baktılar. Sonra gönülsüzce tamam dediler. “Neden ben?” diye sordum. “Birini çevirince ötekileri çeviremiyoruz” dedi erkek polis. Birbirimizi yine anlamadık. Kadın polis ise beni hâlâ süzmeye devam ediyordu. Hayat hiç kurgu yapmama müsaade etmiyor.

Aynı yavaşlıkla ve arkamda birbirini inatla bırakmayan ellerimle apartmana kadar geldim. İnsanlar bana bakmayı sürdürdüler, ben de onlara baktım.

25/12/2025
173