Gizem Pınar Karaboğa: Rüzgârlı Köşe - Ali Ata Bak
Alican bu yıl ilk okula başladı. Örümcek Adam’lı çanta alabilmek için babası, beslenme çantasını doldurmak için annesi çok çalıştı. Beden eğitimi dersi için istediği spor ayakkabıları iki ay sonra alabilecekler ama olsun. Zaten sınıflarında birkaç çocuğun var. Alican’ın sıra arkadaşının var mesela ama babası daha yeni işten çıkarılmış. “Keşke almasalardı,” diyor Eren. Dediğine göre dokuz taksitle almışlar, ohoo daha dokuz aylık borcu varmış. “Devlet, babama borçluymuş,” diyor Eren. Demek devlet çok zor duruma düşmüş ki borç almış diye düşünüyor Alican. Akşam haberlerinde annesi, babası ve ağabeyi bir sarayı izliyorlar. Ağabeyinin bahsettiği Taht Oyunları dizisindeki saray mı? Alican birkaç oyun öğrendi bile. Yerden Yüksek ve Köşe Kapmaca. Alican kaldırıma çıkınca başı göğe ermiyor, yerdekilerin ayaklarına basmıyor. Bir köşeyi kapınca tüm köşeleri tutmaya çalışmıyor. Her oyunu hep beraber oynuyorlar. Eren baskette birinci, Rojin çok güzel şarkı söylüyor, Noyan ne güzel resimler yapıyor! Yakında hepsi okumayı da sökecek. Ali ata bakıyor, Ali bak bu Işık... Alican hep bakmayı öğreniyor ne güzel! Bir gün Ali baktı ve büyüklerden birinin okul bahçesindeki kediyi tekmelediğini gördü. Ali bir gün baktı ve ağabeyinin elindeki gökkuşağı renkli örtüyü yırtıp ona vurduklarını gördü. Ali baktı ve komşuları Davut amcanın Sevim teyzeyi bıçakladığını gördü. Ali daha neler görecek; Eren’in, Rojin’in, Noyan’ın başına neler neler gelecek... Bakalım baktığı gibi, gördüğü gibi Alican, büyüyünce bir şeyler de yapacak mı, yoksa bizim gibi sadece bakacak mı?
