Fırat Haza: Öylesine
bir güneş öylesine
yürüdükçe gelmemiş
yürüdükçe uzaklaşan her şey olman arasında
yakındı ayakların bana öylesine
gece yakındı, kapatsan değerdi gözlerin
seni beklemek uzun uzun susulacak bir şey
yaşamaya kalmak çıkmayan inatçı kokunla
dudak boyalarının arasında bir ev
bir ev, perdesiz ve duvarsız
yanan her şey gibi birbirimize benzedik öylesine
allah ateşi bu sebeple seçti
ve sen buraları nasıl terk etsen haklıydın
hiç okşanmadığın bu çağda
yürüyerek ya da ölerek
eşi vardı gitmek için ayaklarının
fakat ben gidemiyorum
bin yıllık ışık kadar gerçek karanlığında
bahçendeki ağaçlar büyümeyi seçtiler
sen delirerek bir kabuk giyindin
bu yaradan vazgeçtik öylesine
ateşi bu yüzden buldu insan
senin yanışını taklit etti evdeki eşyalar
ellerin tutuşmamıştı kendi elinle bile
yüzleştikçe kiraz ağacına asılı fotoğrafınla
gördükçe gözünün büyüğünü kapıda
bir zamanlar
bu evde öylesine bir yangın çıktığını anlatıyorlar
yaradan bir yangın öylesine
fakat ben kaçamıyorum
